Optimist Yelken Antrenörü Yaşar İnce ile Özel Röportaj

Antalya Yelken Kulübü Yelken Antrenörü Yaşar İnce

Editörümüz Ertuğrul Müyesseroğlu’nun Antalya Yelken Kulübü‘nün sevilen Optimist Yelken Antrenörü Yaşar İnce ile yaptığı özel röportajda, yelkenin çocukların gelişimine olan etkilerinden, sporun zorluklarına ve gelecek hedeflerine kadar birçok konuyu konuştuk. Yelken tutkunları ve çocuklarını bu spora yönlendirmek isteyen veliler için kaçırılmayacak bir röportaj!

Editör: Evet Antalya Yelken kulübünde Optimist Yelken takımının hocası Yaşar hocayla birlikteyiz. Hoca diyorum ama sen pek sevmiyorsun.

Yaşar İnce: Çok hoşlanmıyorum abiyi tercih ediyorum.

Editör: Evet Yaşar abiyle, çocukların Yaşar abisiyle, Yaşar antrenörle birlikteyiz. Şimdi ilk sorumuzu soruyorum. Optimist yelkenciliği bir meslek olarak aynı zamanda yerine getiriyorsun. Peki neden bu mesleği seçtin?

Yaşar İnce: Ben yelkene çok küçük yaşta başladım. Ama meslek olarak seçmeyi hiç planlamamıştım. Daha sonrasında 18 yaşımdayken yazın ailem çalışmamı istedi. Ben de daha önceden küçükken kulübe yardım ediyordum. Kulüpte başladım çocuklara bir şey öğretmek keyifliydi devam ettim. Sonradan idealleştirdim, vizyon olarak edindim.

Editör: Peki bu spor sana yaşantında neler kazandırdı? 

Yaşar İnce: Yani hayatım oldu. Zaten biz kulüpten çıkıyoruz. Akşam yeniden kulübe oturmaya geri geliyoruz. Bütün günümüz kulüpte geçiyor. Kahve içmeye gittiğimiz zaman yelkenden bahsediyoruz. Yani aslında bir yaşam tarzı bizim için. Sürekli konuşulacak bir şey var yelkenle ilgili öğrenilecek şeyler asla bitmiyor. Hikayeler anlatıyoruz. Maceralar yaşıyoruz. Açıkçası benim için hayat tarzı. 

Editör: Sen yelken sporunu küçüklüğünden beri yapıyorsun. Peki kaç yıldır antrenörlük yapıyorsun? 

Yaşar İnce: 18 yaşımdan beri 26 yaşıma basacağım yaklaşık kaç oluyor? 8 yıl mı? 6 yıl mı? 8 yıldır antrenörüm. 

Editör: Peki spor olarak yapmakla antrenör olarak yapmak arasında sende ne gibi değişimler oldu? 

Yaşar İnce: Uçurum fark var. Ben sporcu olarak başladığım dönemde çok yaramaz bir çocuktum. Antrenör olarak başladığım zamanda. Daha doğrusu yardımcı olarak başladığım dönemde, karakterim de değişmeye başladı. Çünkü o zaman artık çocukların sorumluluğunu almaya başlıyorsunuz. Davranış modeliniz değişiyor. Çünkü örnek teşkil ediyorsunuz. Yani mesela can yeleksiz denize çıkmak bir çocuk için çok keyifli. Ama antrenör olduktan sonra o çocuğa örnek olduğunuzu gösterebilmek için can yeleği giymeniz gerekiyor. Her ne kadar ihtiyacınızın olmadığını düşünseniz de.. Çocuklar sizin davranışlarınızı model alıyorlar. Yaptığınız hareketler bir noktada kulüpte yaptığınız bir davranış bir ay sonra başka bir çocuk tarafından aynen yapılacak. 

Editör: Bu noktada aslında biraz örtüşen bir şey daha sormak istiyorum. Optimist sporuna başlayan çocuklarda peki ne gibi olumlu değişimler gözlemliyorsun? 

Yaşar İnce: Çocuklar öncelikle bir takımın parçası olmayı öğreniyorlar. Çoğu çocuk özellikle günümüzde bireyselci. Takımın parçası haline geldiklerinde kendi sorunlarından çıkıp takıma yardım etmeye başlıyorlar. Takımın parçası olup orada bir konum elde etmeye çalışıyorlar. Kişisel anlamda mücadele etmek herhalde anahtar kelime sürekli daha fazlasını zorluyorlar öğrenmek için mücadele ediyorlar. Kendi aralarındaki rekabet faktörü oluşuyor ve rekabetin dostçası ortaya çıkıyor. Yani evet rekabet, dostluk, mücadele bunlarla özdeşleştirmek lazım.

Editör: Peki eğitim sürecinde çocukların davranışlarında nelere dikkat ediyorsunuz? 

Yaşar İnce: Yani öncelikle çocuklar her ne kadar hareketlerini planlayarak yapmasalar da bazı hareketlerin kulüp çatısı altında olmaması gerekiyor. Yani özellikle başka bir çocuğa yapabilecekleri kötü bir davranışın vs bunların önüne geçmek lazım. Tabi yeterince çocuklarla çalıştıktan sonra artık her çocuğun yapacağı hareket öngörülebilir oluyor. Yani bu şekilde cevap verebilirim. 

Editör: Peki Yelken eğitimi esnasında çocukları yönetmekle ilgili en çok zorlandığınız konular ne?  

Yaşar İnce: Çocuklar zorlamıyor açıkçası asıl zorluk değişkenler rüzgarın değişmesi birden kaçak gelebilir. Denizdeki operasyon karada çok ince ayrıntılı bir şekilde planlanıyor. O gün ne yapacağın nasıl yapacağın hangi çocuğun hangi hareketleri yapabileceği her şey öngörülebilir. Ama değişkenler çok öngörülemiyor. 

Editör: Peki bu süreç içerisinde çocuklardan sen birşeyler öğreniyor musun? Neler katıyor onlar sana? 

Yaşar İnce: Tabi ki.. Yani ben Roblox’un Türkiye’de kapatıldığını onlardan öğrendim. Onun dışında gündemi takip etmeni sağıyorlar. Oyunlar öğrenebiliyorsun.

Mesela yurt dışını gezmiş çocuklar yurt dışını anlatıyorlar. Yabancı dil bilenler yabancı dil öğretiyorlar. Mesela şuan iki tane Rus öğrencimiz var. Ben Rusça terminoloji öğrenmeye başladım. Ben onlara Türkçesini anlatıyorum. Onlar hiç Türkçe bilmiyor. Ben hiç Rusça bilmiyorum. İngilizce ortak dilimiz İngilizce anlaşıyoruz. O Rusçasını da öğretiyor bana, ben de Türkçesini öğretiyorum. Yani herkes herkesten bir şeyler öğrenir deriz ya hani.

Editör: Peki Antalya ve Antalya Yelken Kulübü’nün optimist yelken eğitimi açısından avantajları nedir? Akdeniz bölgesinin diğer bölgelere göre avantaj ve dezavantajlarından bahsedebilir misin?

Yaşar İnce: Yani en büyük avantajı sanıyorum hafif orta hava. Yelken sporu çocuklar için korkutucu olabiliyor. Özellikle rüzgarlı bölgelerde. Ben çok rüzgarlı bir yerde antrenörlük mesleğini icra ediyordum bundan önce. Orada çocuklar yani ilk günden itibaren bir korku faktörüyle yüzleşmek durumundalar. Burada o korku faktörü ağır basmıyor. Yönetebilecekleri bir hava hep bizi karşılıyor. Avantajı sanıyorum ilk eğitim döneminde güzel bir havayla yelken sporunu öğrenmeye başlamamız. Ancak performans aramaya başladığımız. İleri düzey tekniklere geçmek istediğimiz zaman kondisyonumuzu ilerletmek istediğimiz zaman da hafif ve orta hava bizim önümüze geçiyor. Sert hava tecrübemiz eksik kalıyor. 

Onun dışında Antalya bölgesi coğrafya anlamında daha doğrusu Akdeniz Bölgesi yelkencilik ve su sporları anlamında güçlü bir coğrafya değil. Bunu ilerletmek de hepimizin elinde. Burada bir komuniti topluluk yaratmak lazım. Yelkenci bir kitle yaratabilmek lazım. Burada Yelken yapan insan sayısını arttırabilmek lazım. Bu da tabi yelkencilere düşüyor. Ben böyle düşünüyorum.

Editör: Antalya Yelken kulübünün imkanları hakkında biraz bilgi verebilir misin?

Yaşar İnce: Antalya Yelken kulübünün imkanları aslında çok yeni potansiyeli çok fazla. Ancak hani çok fazla da önünde engel var. Öncelikle Yelken sporu  Antalya’da hatta Türkiye’de çok bilinen bir spor değil. Dolayısıyla hani bunu insanlara tanıtmak gerekiyor. Maliyetli bir spor, malzeme sporu her teknenin maliyeti korkunç düzeyde. Antalya Yelken Sporu Kulübü’nün imkanları da açıkçası yeni nesil teknolojilere imkanlara erişmesi anlamında zaman istiyor.

Ancak şu anki imkanlarıyla da yelken öğrenmek mümkün. Bunu da kanıtlıyoruz zaten her gün. Bu sene 100’e yakın kursiyer yetiştirebildik. Ancak teknolojiyi takip etmek performansı aramak anlamında biraz vakit gerektiğini düşünüyorum. 

Editör: Peki Antalya Yelken Kulübü olarak yarışlara katılmayı ya da düzenlemeyi gelecekte planlıyor musunuz?

Yaşar İnce: Kesinlikle kesinlikle sporun amacı rekabettir. Hani kesinlikle hedefimiz o.

Editör: Çocukların motivasyonu açısından peki onları nasıl motive ediyorsunuz?

Yaşar İnce: Yani işte orada birazcık işin püf noktası çocuk olabilmek. Mutlu olabilmelerini sağlamak. Çünkü Yelken sporu diğer sporlara göre zaten zengin bir müfredata sahip. Çocuklar eğitim aldıkları zaman her seferinde sanki yeni bir şey öğreniyorlarmış gibi oluyor. Bunun dezavantajı zaman gerekiyor olması. Yani bir yelken sporcusunun yetişmesi yıllar alıyor. Müfredatın zenginliğinden dolayı antrenman modellerinin zenginliğinden dolayı. Bu kadar uzun süre isteyen bir spor dalında sporcunun yetişmesi için malzeme de çocuk olunca mutlu olmaları sağlamak gerekiyor. Dolayısıyla bu işi sürdürülebilir kılmanın ana unsuru çocukların mutlu olabileceği bir ortam yaratabilmek. 

Editör: Peki optimist sporuyla ilgilenen çocuklara ve ailelerine ne gibi tavsiyelerde bulunursun?

Yaşar İnce: Buna net bir cevap vermek çok da mümkün değil. Ama şöyle genel bir tavsiye verebilirim. Bazı aileler çocuklarının üstüne hiç düşmüyor. Bazıları da aşırı düşkün olabiliyor. Aşırı düşkün aileler sporun doğasını anlayamadıkları için çocuklarının gelişmesine büyümesine izin vermiyorlar. Sporcu çocuğun kendi öz farkındalığını sağlaması gerekiyor. Çocuğun burada malzemesine bakması, kendi kıyafetini değiştirebilmesi gerekir. Yaz kurslarında en çok gördüğüm senaryolardan bir tanesi güneş kremini çocuklar kendileri sürmüyor. Çantasını hazırlamıyor. Aslında bu sorumlulukları kazanmak için buraya geliyorlar. 

Bir de ailelerin çocuklarına hiç düşkün olmadığı geleneksel o eğitim metodu, eti senin kemiği benim senaryosu var. Bu da ailenin eğitim süreciyle ilgili fikir sahibi olmamasını, çocukların gelişimiyle ilgili fikir sahibi olmamasını, konuya cahil kalmasını sağlıyor. Bence bütün velilere verilebilecek ortak tavsiye çok fazla konuşmamak az da konuşmamak. Eve geçtiğinde çocuğuna bugün nasıl geçti deyip onların maceralarını dinlemek. Onların hikayelerini dinlemek. İyi bir dinleyici olabilmek. Benim verebileceğim tavsiye bu. Hiç konuşmamak veya çok konuşmak değil. İyi bir dinleyici olabilmek. Bence ana unsur. 

Editör: Peki şu an yanında iki tane sporcu bulunuyor. Bu arkadaşlar biri Halil Buğrahan biri Zeynep Berru ikisi aslında İstanbul’da spor yapıyorlar. Şu an sizin yanınızda misafir öğrenci olarak bulunuyorlar diye biliyorum. 

Yaşar İnce: Evet misafir sporcu. 

Editör: Aynen misafir sporcu peki onlara tavsiyeleriniz nedir? Yaşar hocam. 

Yaşar İnce: Yani yaptıkları şeyi yapmaya devam etsinler. Mutlular denizde olmaktan.

Editör: Evet Yaşar hocam bize ayırdığınız vakit için size teşekkür ediyorum. 

Yaşar İnce: Ben teşekkür ederim. Tekrar

Editör: Görüşmek üzere Başarılarınızın devamını diliyorum. İnşallah ulusal ve uluslararası yarışlarda sizin isminizi bol bol duyarız. 

Yaşar İnce: Çok teşekkür ederim. Umarım umarım. Rica ederim görüşmek üzere..

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top